Yeni doğan kordon dokusu ölümcül Kovid hastalarına şifa olabilir

Takip Et:
Yeni doğan kordon dokusu ölümcül Kovid hastalarına şifa olabilir
Yeni doğan kordon dokusu ölümcül Kovid hastalarına şifa olabilir

Bağışıklık sisteminin Kovid-19’a fazla tepkisi neticeyi ortaya çıkan, akciğerde zarara yol açarak vefata neden olan sitokin kasırgasını bastırmak ve hastanın akciğer zararını onarmak, yeni doğan göbek kordon kanından elde edilen ‘mezenkimal kök hücreler’ ile olası. Kovid pozitif 42 yoğun bakım hastasının dahil edildiği çalışmada, rehabilitasyon uygulanan hastaların vefat oranlarının da yarı yarıya düştüğü saptandı.

Uzuv nakillerinde bedenin yeni uzvu yalanlamasının önüne geçmek için senelerdir uygulanan ve göbek kordon dokusundan elde edilen “mezenkimal kök hücre” rehabilitasyonu, şimdi de Kovid’e bağlı yoğun bakım vefatlarının eksiltilmesinde umut taahhüt ediyor.
Dr. Gürsel Turgut, “Şu anda dünyada bu mevzuda resmi olarak devam eden 90’a yakın muayenehane araştırma var. Bu hastalığın hem seyri çok bilinmez, hem de henüz elimizde kesin bir rehabilitasyonu yok. Ortalama yüzde 2,5 oranında vefatla izleyen bir viral enfeksiyon. Vefata yol açmasının en ehemmiyetli sebebi de sitokin kasırgası dediğimiz tablo. Bağışıklık sistemi hastalıkla savaşırken fazla cevap verdiğinde akciğerler savaş alanına dönüyor ve hasta akciğer yetmezliğinden kaybediliyor.
Dolayısıyla bu sitokin kasırgasının önüne geçebilmeniz gerekiyor” dedi.

“UZUV REDDİNİ ÖNLEDİĞİ İÇİN KOVİD’DE DE DENENDİ”

Mezenkimal kök hücre rehabilitasyonunun uzuv nakillerinden sonra fazla immün cevabı baskılayarak uzuv reddini önlemek ismine bazı hastalarda Bakanlık onaylı olarak uzun zamandır kullanıldığına işaret eden Prof.
Turgut, “İşte bu tesirini önceleyerek ilk evvel Çin’de başlayan, daha sonra İtalya ve Amerika’da da çıkan ve şu anda dünyada rakamı 87’yi bulan resmi muayenehane araştırma sürüyor. Bu noktada biz senelerdir kordon kanı bankacılığı yapan bir merkez olarak Sağlık Bakanlığı’na müracaat ettik. Sağlık Bakanlığı Mayısın ilk haftasında yaptığımız müracaata çok süratli bir biçimde dönüş yaparak araştırmamızı onayladı ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı bir eğitim araştırma sağlık kurumunun yoğun bakım ünitesi ile beraber ortak bir çalışma yürüttük.
Dr. Turgut, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çalışmaya dahil edilen tüm hastaları, muayenehane vaziyetine göre 7’şer şahsiyet üç gruba ayırdık. Bir grupta yoğun bakım düzeyine gelmiş ama entübe olmadan takip edilen hastalar, ikinci grupta yoğun bakımda ama entübe takip edilen hastalar, üçüncü grupta ise hem yoğun bakımda hem entübe, hem de altta uyuyan ek hastalığı bulunan hastalar diyabet, kalp gibi yer aldı. Hastaların yarısına mezenkimal kök hücre rehabilitasyonu verilirken kalan 21 şahsiyet öbür yarısı, Sağlık Bakanlığının standart olarak uyguladığı rehabilitasyon protokolü ile takip edilen hakimiyet grubumuz oldu.
Çalışma sonunda şunu gördük: Birincisi, yoğun bakıma giren hastaların tamamında sitokin fırtınası alana geliyor hemen hemen tam hastalarda akciğer zararı da oluşuyor. Dünya bilgilerine baktığımızda, yoğun bakıma Kovid-19’a bağlı vefatlar yüzde 48 etrafında. Ancak bizim mezenkimal kök hücre rehabilitasyonu uyguladığımız hastalarda bu oranın yüzde 24’lere kadar düştüğünü gözlemledik. Çin ve İtalya’daki yayınlarda bu oranın yüzde 5’lere düştüğü kaydolundu.”

“AKCİĞER ZARARINI ONARDIĞINI BAKTIK”

Yoğun bakımda rehabilitasyon uygulamanın sepsise bağlı başka bir handikapı olduğuna da işaret eden Prof.
Turgut, bu sebeple yoğun bakım yatış müddetinin kısalmasının bile vefat oranlarını ciddi miktarda azaltacağını açıklayarak “Siz ne kadar iyi bakım sağlarsanız sağlayın, hastanın ek enfeksiyonlar kaparak sepsisten kaybedilme tehlikeyi de çok yükseliyor. Onun için hastaların yoğun bakımda kalış ve entübe olma zamanlarını kısaltmanız da gerekiyor. Böylece sepsise bağlı vefatların da önüne geçebiliyorsunuz. Bizim bu rehabilitasyonu uyguladığımız hastaların hemen hemen hepsinde akciğerdeki zararın onarıldığını, eksildiğini ve solunumlarının düzeldiğini baktık.
Vefat oranını sıfırlayamamamızın sebebi ise özellikle emboli dediğimiz damar içi zarara bağlı gelişen pıhtı atması ya da çoklu uzuv yetmezlikleri ve sepsis oldu” diye konuştu.

ÇÖPE GİDECEK DOKULAR HASTALARA ŞİFA OLUYOR

Mezenkimal kök hücreler için kaynak olarak kordon dokusunu kullandıklarını ve bunu da legal bir biçimde ailelerden bağış olarak alabildiklerini anlatan Prof.
Gürsel Turgut, “Yeni doğmuş bir bebeğin kordonu kesilir ve bu da tıbbi atık olarak çöpe gider. Biz bu çöp olarak bölen kordonları bağış olarak sterilize bir biçimde alıyoruz ve laboratuvarımıza transfer ediyoruz. Bunun içerisinden ayrıştırdığımız kök hücreleri bankamızda gizleyerek gerektiğinde bazı rehabilitasyonlarda kullanılmak üzere yakalıyoruz. Mezenkimal kök hücrenin özelliği şu; uzuv nakillerinde öncelikli olarak doku geçimi aranır. Bunun sebebi, o dokulardan antijen salgılanmasıdır.
O kimlik bilginiz uzuv yoluyla başka bir insana nakledildiğinde yabancı olarak idrak edildiği için, uzuv reddi alana gelebilir. Mezenkimal kök hücrelerin özelliği, böyle antijenler salgılamamasıdır. Başka Bir Deyişle bunlar kimliksiz hücrelerdir. Dolayısıyla verdiğiniz hastada bir tepkin oluşmaz. Bütün tersine bu hücreler kendi hücreleriniz gibi bedeninizde yaşar. Bu kök hücrelerin öbür özelliği de bedende zarar neredeyse oraya gidip o dokuya dönüşme meylindedirler.
Dolayısıyla uzuv zararını tamir edici özelliği de vardır.” dedi.

“BİR KORDON DOKUSU 200 HASTAYA YETİYOR”

Bir kordon dokusundan ortalama 200 hastaya yetebilecek kadar mezenkimal kök hücre elde edilebileceğine işaret eden Prof. Dr. Turgut, sözlerini şöyle noktaladı:

“Bizim yaptığımız bu muayenehane çalışma tabii ki sınırlı bir çalışma. Bunun genişletilmesi gerekli. O sebeple Kovid’e deva bulduk gibi bir söylemimiz netlikle yok.
Ama yaptığımız çalışmalarda aldığımız neticeler ümit verici. Örneğin 32 haftalık hamile olan Suriye orijinli bir hastaya, bebeği sezeryanle alındıktan sonra yoğun bakımda izlenirken mezenkimal kök hücre rehabilitasyonu uygulandı. Bugün hem anne, hem bebek sıhhatli bir biçimde hayatını sürdürüyor.” 

.