İncir Reçeli 2’nin güzel oyuncusu Şafak Pekdemir’le hoş bir sohbet!..

Şafak Pekdemir ilk filmi “İncir Reçeli2”de başrolde. Oyuncu galagecesi o kadar heyecanlıymış ki ne yediğini nede kiminle konuştuğunu anlayabilmiş: “Salondan çıktık. Ben sanki hiç izlememiş gibiydim. Herhalde bir 10 kere daha izlerim”

 

Bir pazartesi akşamı sinemadayım. Biletimi saatler öncesinde almış olmama rağmen zar zor kenarda bir yer bulmuşum. Salondaki herkes çift. Neyse ki sizin de bu sayfalardan tanıdığınız arkadaşım Güliz de benimle. Biz de çift sayılırız. Bu çiftlerin ağzına kadar doldurduğu salonda hangi filmi mi oynuyor? Tabii ki “İncir Reçeli 2”. İlki büyük ilgi gören filmin devamı için de durum aynı. Bu filmde halil sezai Paracıkoğlu’na eşlik eden kadın oyuncu Şafak Pekdemir (26). Pekdemir dövmeli, sert, biraz da “delikanlı” kız Gizem rolünde pek başarılı. Kendisiyle röportaj yapmak üzere yola çıktığımda aklımdaki soru: Acaba Şafak, Gizem’e ne kadar benziyor? Neyse ki Pekdemir onun gibi sert değil. Aksine karşımda tatlı, içten, ilk filmini yapmanın heyecanını yaşayan genç bir kadın buluyorum.

 

Daha önce de dizilerde rol aldınız ama büyük çıkışınız bu filmle oldu… Bu filmden önce nerelerdeydiniz, ne yapıyordunuz?

 

1.5 sene öncesine kadar okuyordum zaten. Oyunculuk mezunuyum. Okurken “Türk Malı”, “Şüphe”, “Firar” gibi dizilerde küçük küçük rol aldım. Sonra geçen sezon “Leyla ile Mecnun” dizisindeydim. Ama dediğiniz gibi çıkışım, beni en çok heyecanlandıran iş bu oldu.

 

“Sezai inanılmaz rahatlattı beni”

 

İlk filmi izlemiş miydiniz?

 

Evet, çok beğenmiştim. Hatta bir kere değil, iki-üç kere izlemiştim. Bence hak ettiği ilgiyi gördü.

 

Filminizi ilk izlediğinizde ne hissetiniz? Kendinizi o dev ekranda, beyazperdede görmek nasıldı?

 

Ben gala gecesi o kadar heyecanlıydım ki… Ne yediğimi, ne içtiğimi, kimle konuştuğumu, hiçbir şey anlamadım. Filmi izledik, salondan çıktık. Ben sanki hiç izlememiş gibiydim. Herhalde bir

10 kere falan daha izlerim.

 

Anneniz komşulara, akrabalara anlatıyordur tabii gururla…

 

O kadar tatlı ki… Galaya iki gün kala aradı beni: “Şafakçım üç tane daha davetiye rica edeceğim. Bilmem ne teyze de gelecek.” Çıkınca onlara baktım, bütün yakınlarımız gelmişti, aile toplantısı gibiydi, çok şirinlerdi.

 

Halil Sezai ile nasıldı ilişkiniz? Partneri oynadığınız için “elektrik tutması” denen şey çok önemlidir…

 

Benim çok endişe ettiğim bir şeydi bu; nasıl olacak, inşallah anlaşırız diye düşünüyordum. Ama ben şanslıyım o konuda. Sezai ilk sinema filminde beraber çalışılabilecek en güzel adamlardan biri galiba. “Ben galiba yapamayacağım bunu” diye kendi kendimi yediğim anlarda beni inanılmaz rahatlattı, çok destekledi. Çok teşekkür ediyorum ona. Sakin, durgun deniz gibi. Bana çok yaradı onun o hali. Çünkü ben tam tersine heyecanlıydım, çok büyük büyüktü benim içimde duygular.

 

Gizem karakterine hazırlığınızı merak ediyorum. Dövmeler, saçlar…

 

Dövmeler çok zorladı bizi. Mesela set 9 deniyordu ben 5’te gidiyordum. Dövmeler yapılıyordu, çıtçıtlar takılıyordu saçıma. 

 

“Mümkün olsa evde at beslemek isterim”

 

Dövmeler yapıldığında Gizem’in o sert hallerine girmek daha kolay oldu mu?

 

Onun da kesin etkisi vardır, dövmeler, deri ceketler falan… Ama bence en büyük etken şu; karakteri okuyunca o size bir şekilde geçiyor. Benim okuduğum metinde de çok güzel anlatılmıştı. İzleyiciye de geçmişse bu, ne mutlu bana tabii…

 

Sizin de dövmeniz var galiba…

 

Bir tane at var kolumda, bir yazı.

 

O zaman filmden ilhamla sorayım ben de size: Hikayesi ne?

 

Ben at delisiyim, çok seviyorum. Binmeyi de öğrenmek istiyorum. Çok ruhlu hayvanlar bence. Ne beslemek istersiniz deseler “Mümkün olsa evde at beslemek isterim” derim. Yazı da felsefe gibi benimsediğim bir dizinin adı (shameless).

 

Gizem delikanlı, sert bir kız, kelimenin tam anlamıyla “koydu mu oturtuyor”… Bir yandan çok hoş, alımlı. Siz nasılsınızdır, benzer yönleriniz var mı?

 

Bir kere Gizem çok güçlü, ben o kadar güçlü değilim. Çok büyük acı yaşamış, onun üstesinden gelmiş… Bazı yönleri var ama bana benzeyen… Benim de gözüm kararabiliyor çok sinirlendiğim zaman. Tabii ki kimseye kafa atmadım bugüne kadar! Ben de bir yere kadar dolduktan sonra saatlerce anlatabilirim, kendimi ifade etme hali de benziyor bana.

 

Filmde aşkla ilgili aforizmalar patlatılıyor. Sizin favoriniz hangisi?

 

Afişte de yazan “Biri olmak lazım, en azından biri için”.

 

“Aynaya bak, sen âşık olmadan önceki sene benziyor musun?” diyor film. Siz âşıkken aynaya bakınca ne görüyorsunuz?

 

Ben âşık olunca inanılmaz enerjik oluyorum. Hayatımda önemli biri olduğu zaman o güzellik bütün hayatıma yansıyor.

 

Voleybol, gitar, bateri, şan dersleri…

 

Oyuncu olmaya nasıl karar vermiştiniz?

 

Liseye başlayana kadar hayatımda hep voleybol vardı. Ama mutlu değildim, bir şey yapmam lazım diye düşünüyordum. Gitar çaldım, bateri çaldım… Olmadı. Sonra bir gün, nasıl hiç bilmiyorum, gidip anneme “Ben bir karar aldım, oyuncu olacağım” dedim. “Oyunculuğu boşver, şan dersi al” dedi. Onlar evde olabilecek bir şey istedi. Şan dersi aldım, sonra müzikal dersi aldım. Sonra “Bunlar benim dikkatimi dağıtmaya çalışıyor ama benim asıl isteğim oyunculuk” dedim kendi kendime. Onlar da

cidden istediğimi, gençlik özentisi olmadığını anlayınca destek oldular bana. İyi ki de öyle yapmışım.

 

“Marketi aradığımda ‘tamam abicim’ diyorlar”

 

 Sesinizle ilgili de çok yorum okudum internette. Karizmatik bir sesiniz var, karakteristik bir ses…

Siz nasıl yorumlar alıyorsunuz?

 

Komik şeyler oluyor aslında. Beni tanımayan biriyle konuşurken, mesela taksi durağını, marketi aradığımda, “tamam abicim” ya da “tamam beyefendi” gibi cevaplar alabiliyorum. Ben de hiç bozmuyorum. Ben seviyorum ya sesimi… Çok mu kalın acaba sesi diyenler de oluyor ama genelde “Ne karizmatik sesin var” diyorlar.

 

Oyunculuğu çok seviyorsunuz, atları çok seviyorsunuz… Onun dışında neler var hayatınızda?

 

Çok arkadaşçı, muhabbetçiyimdir. Birileri bana gelsin, ben onlara gideyim… Yiyelim, içelim, dışarı çıkılacaksa beraber çıkalım. Çok programlı günlerim yoktur; “sabah çıkacağım, spora gideceğim” gibi.

 

Spor yapıyor musunuz?

 

Elimden geldiğince. Uzun süre voleybol oynadım belki hâlâ oradan yiyorum biraz. Şimdi de dikkat ediyorum, koşuyorum, yürüyorum…

 

Yemekle aranız nasıl?

 

Yok. Bir, en fazla iki öğün yerim. Deli gibi tatlı yerim ama. 

 

(Milliyet)