Hangi belirtilerde ruh sağlığı danışmanına başvurulmalı?

Takip Et:
Hangi belirtilerde ruh sağlığı danışmanına başvurulmalı?
Hangi belirtilerde ruh sağlığı danışmanına başvurulmalı?

Güvendeğer Doksat, “En belirli başlı ruhsal bulguların arasında; hayattan neşe alamamak, iç kasveti, vücutsal, şahsi veya cemiyetsel endişeler, absürt bulunduğu halde kafadan atılamayan saplantılar, duygu vaziyetinde ciddi iniş ve çıkışların yaşanması, hakikatte var olmayan seslerin dinlenmesi veya görüntülerin bakılması, hakikat dışı düşüncelere inanmak vardır.” dedi.

Beykent Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Kısmı Öğretim Abonesi Doç.
Jenerasyonum Güvendeğer Doksat, 10 Ekim Dünya Ruh Sıhhati Günü sebebiyle ruh sıhhati hastalıkları ile alakalı açıklamalarda bulundu.

”EKONOMİK BÜYÜME NEGATIF ETKİLENİR”

Ruhsal hastalıkların, insan gücüyle alakalı üretkenliği büyük oranda etkilediğini belirten Doksat, ”Bunun neticeyi olarak, dünya ekonomilerindeki büyüme negatif olarak etkilenir. Ruh sıhhati, hastalıklarının ekonomiler üzerindeki doğrudan negatif tesirleri sağlık kurumular ve sıhhat sistemine müracaatlardaki çoğalış üzerinden ortaya çıkar.
Dr. Jenerasyonum Güvendeğer Doksat, ruh sıhhati hastalıklarının; hem iş eforu açısından üretimde eksilmeye hem de hasılatta eksilmeye yol açmak koşuluyla ekonomilerde yavaşlamaya yol açtığının altını çizerek şunları açıkladı;

”Yapılan çalışmalara göre, dünya ekonomilerinde ruhsal hastalıklar; kanser ve şeker hastalığı gibi kronik vücutsal hastalıklara oranla, daha fazla ekonomik maliyetlere yol açmaktadır. Ek olarak, cemiyet ruh sıhhatinin bozuk olması, gençler üzerinde negatif bir ruh sıhhati rol modeli oluşturarak ruh sıhhatinin jenerasyondan jenerasyona negatif olarak aktarılmasına yol açmaktadır.
Dr. Doksat, ”Ruhsal hastalıklarda profesyonel destek arayışına, cemiyette bazı kesimler tarafından ne yazık ki negatif bakılmaktadır. Bu negatifliğin bir kısmı ‘us hastası’ etiketi almaktan sakınmaya, bir kısmı ise rehabilitasyonda ilaçlı rehabilitasyonun kullanım olasılığına yöneliktir. Öncelikle şu ifade edilmelidir ki, tam psikotik hastalıkların yaşam boyu prevalansı yüzde 3-3.5 arasında belirtilirken, yüksek tehlikeli fertlerde bunalım bakılma oranı, yüzde 40.7, endişe bozuklukları bakılma oranıysa yüzde 15.3 olarak bildirilmektedir.
Dr. Jenerasyonum Güvendeğer Doksat, ”İlaçlarla alakalı gelen en büyük tenkitlerden biri, ilaçların bağımlılık yapabileceği, beynimizde veya bazı uzuvlarımızda tahribata yol açabileceği, intihara çekebileceği, duygularımızı köreltebileceği, bizi kendimiz olmaktan çıkartabileceği, uyku veya sersemlik yapabileceği biçimindedir. Esasen, bunalım, endişe bozuklukları ve psikotik hastalıklarda kullanılan esas ilaçların hiçbirisi bağımlılık yapmaz. İlaçların bedenimizdeki mümkün yan tesirlerini, düzenli olarak yaptıracağımız bazı kan tahlilleriyle bulabilir ve böyle bir vaziyet mevzubahisi olduğu takdirde ilaç farklılığına gidebiliriz.” diye konuştu.

”HEKİM TAKİBİ KOŞUL”

İlaçların, şahısları intihara çekebildiği iddialarını da değerlendiren Doç.
Doksat, bu vaziyetin, doktor takibini bırakarak devam edilen ilaç kullanımıyla ilişkili olduğunu vurgulayarak, ”Psikiyatrik rehabilitasyonların zati doktor takibinde yürütülmesi gerektiği için, iyi bir hasta-doktor irtibatında bu gibi meyillerin hemen fark edilip gereken biçimde önlem alınması olasıdır. İstisnai vaziyetler hariç; genellikle ifade edilen değişik yan tesirlerin hiçbirisi, rehabilitasyonun artı özelliklerinden daha yoğun değildir.” tespitinde bulundu.

”İLAÇLAR, ÇÖZÜME DESTEKÇI OLUR”

Doksat, hastalardan kendilerine gelen en güçlü söylemin, ”Ben kendim bu meseleyi aşmak istiyorum.
Bunun içinde sizin, doğru çözüm usulünü tespit edebilecek efora erişmenizi sağlar. Bunu da, mevzubahisi olan hastalığınızda noksan olan veya bozuk çalışan bazı nörokimyasal maddeleri yerine koyarak sağlar. Meseleyi çözecek olan her zaman sizsiniz, ilaçlar değildir.”

İlaç kullanımındaki esas vurgunun belirtilmiş olan bu esaslara dayalı olduğunu açıklayan Doç. Dr. Doksat, ”Pek Çok hastanın ilk müracaatta ifade ettiği, ‘ben ilaç değil, yalnızca psikoterapi almak istiyorum’ sözünü değerlendirecek olursak; ruhsal hastalıklarda psikoterapinin yerinin, yalnızca çok hafif muayenehane bulguların varlığı vaziyetinde rehabilitasyon edici olarak veya ilaçlı rehabilitasyon kullanarak, bulguların hafif-orta şiddete çekildiği, orta ve üstü şiddetteki olaylarda, rehabilitasyonu desteklemek ismine kullanıldığını belirtmemiz yerinde olacaktır.
Çağdaş psikiyatride bu bulguların hastalık olarak kabul edilmesi için, bulguların cemiyetsel, sosyal, akademik ve mesleksel işlevselliği bozması lüzumluluğu yer almaktadır.” yanıtını verdi.

.