Başarılı komedyen Şafak Sezer’le gerçekleştirilen hoş bir sohbet!..

Yaptığı işlerle Türkiye’yi kahkahaya boğan bir adam Şafak Sezer… Çinçin Mahallesi’nden İstanbul’a uzanan bir hikayenin başrolü… Şekilden şekile giren yüzü, delikanlı duruşu ve samimi tavırlarıyla bir ‘halk çocuğu’… Sezer'le TRT’de yayınlanacak olan yeni projesi ‘Şimdi Onlar Düşünsün’ün setinde geçmişini, ailesini, eski bayramları ve iş hayatı konuşuldu:

 

Eski bayramlara özlem duyuyor musunuz?

 

Duymam mı? Benim çocukluğum Ankara’da Çinçin’de geçti. Çok hızlı ve sıkıntılı bir semtti. Bayramları da başka olurdu. Harçlıkları, paylaşmak için toplardık. Kim ne alırsa ortaya koyardı, paylaşılırdı. Eğer imkan varsa, alınabilirse yeni kıyafetlerimiz olurdu. Onlara sarılıp yattığımı hatırlarım. O günler özlenmez mi?

 

Ankara deyince aklınıza ne gelir ?

 

Ankara benim hayatı öğrendiğim yerdir. Dar gelirli bir ailede büyüdüm ben. Dolayısıyla iş hayatına çocuk yaşta atıldım. Buna rağmen para tutmayı, biriktirmeyi hiç öğrenemedim. 

 

O günlerde harçlık alan ve bunun önemini bilen Şafak Sezer, bugün iyi bir ‘harçlık veren’ midir?

 

Bildiğin yürüyen bankamatik gibiyim bayram günlerinde. Şaka bir yana, bu keyifli bir gelenek. Sürdürmek lazım. 

 

İki güzel kız babasısınız. Nasıl ilişkiniz?

 

 Yaşama sevincim onlar benim. Onlarsız nefes alamıyorum. Sudem biraz büyüdü. Kendini çekti biraz, sevdirmiyor. Dönemsel olduğunu bilmeme rağmen kabullenemiyorum. Irmak’la şimdilik iyiyiz. Çok numaracı. Baba oyuncu olunca kan çekiyor herhalde.

 

Evde kontrol kimdedir?

 

Benim ailemin reisi Esra’dır. Hisleri çok kuvvetlidir. Yanlış adım attığına, yanıldığına hiç şahit olmadım.

 

Misafirperverliğiniz çok konuşulur sektörde. 

 

Benim evim dergâh gibidir. Evime gelene kendi ellerimle hizmet ederim. Lakin hareketsiz adamdan nefret ederim. Ev cıvıl cıvıl olsun isterim. Biri gitsin çayı getirsin. Diğeri sofraya yardım etsin.

 

‘Asla tahammül edemem’ dediğiniz neler var?

 

Yalana asla ve asla tahammülüm yoktur. Pembesi mavisi de olmaz öyle milletin dediği gibi. Bu tahammülsüzlüğümü hem ailem hem de yakın çevrem çok iyi bilir.

 

Futbolla aranız nasıl?

 

Futbol deyince akla Fenerbahçe gelir. İyi bir Fenerbahçeliyiz çok şükür.

 

Fanatik bir taraftar mısınız?

 

Fanatikliğin ne olduğuyla alakalı aslında. Ben 20’li yaşlarımdan beri tribüncülüğü kovalarım. Statta sete çıkmışlığımız vardır ayıptır söylemesi (Gülüyor). Fakat aynı zamanda biraz talihsizimdir.

 

Nasıl yani?

 

 Mutlaka bir şey gelir başıma her maçta. En son gittiğim şampiyonluk maçında yangın çıktı. Kalamış’a kadar koştuk. Canımı zor kurtardım…

 

Sosyal medyayla aranız nasıl?

 

Çok sık değil belki ama zaman zaman kullanıyorum. Daha çok söylediğim türkülerin videolarını YouTube’a atmayı seviyorum. Instagram ve Twitter’da da varım ama orada bazen kendini bilmez şahsiyetler çıkabiliyor karşınıza. Ne dediğini bilmeyen, laf olsun diye bir şey yazmaya çalışanlar… Biz sanatçılar yapı gereği biraz daha duygusal oluyoruz. Bize iyi davransınlar.

 

Elde etmek isteyip başarılı olamadığınız şeyler var mı hayatta?

 

Çok şükür şimdiye kadar elde etmek isteyip başaramadığım hiç bir şey olmadı. Rabbim kimseyi gördüğünden alı koymasın derim her zaman. En zor sınavım ise eşim Esra'yı almaktı. Onu da Eyüp Sultan Hazretleri'nden sayısız duayla istedim. Allah da nasip etti bana ve üstüne de iki dünya tatlısı evlat verdi.

 

Şimdi onlar düşünsün!

 

Yeni projeleriniz neler?

 

Senaryo çalışmaları safhasındayız henüz. Şu an diziye kanalize olduk. 19 Ekim’de TRT 1’de yapımcılığını dostum Çağrı Gedikoğlu’nun yaptığı yeni dizimizle izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyoruz. Şimdi onlar düşünsün…!

Akşam