Barbarları Beklerken – Waiting for the Barbarians

Takip Et:
Barbarları Beklerken – Waiting for the Barbarians
Barbarları Beklerken – Waiting for the Barbarians

Bir romanı ekrana adapte etme eylemi –ister sinemaya ister televizyona olsun- belirli başlı güçlükleri birliktesi getirir. Sayfada betimlenen manzarayı görsel olarak ekrana yansıtmak bu güçlüklerin aşılması en kolayıdır. Manevi olanın dışavurumu, dillendirilmeyenin dillendirilmesi ise bir adapte etmede aşılması çok daha güç maniler olarak karşımıza çıkar. Hele ki Yolda – On the Road, Bin Dokuz Surat Seksen Dört – 1984, Cesur Yeni Dünya – Brave New World gibi yaşama, cemiyete, insanlık hâline dair açıklamak istediklerini okuyucuyla paylaşmak için hikâyesini vasıta olarak kullanan romanlar mevzubahisiyse.
Venedik Film Şenliği’nde yapan son filmi Waiting for the Barbarians, bütün de böyle bir romandan adapte ediliyor.

Pulitzer mükâfatlı Güney Afrikalı yazar J. M. Coetzee’nin Türkçeye Vahşileri Beklerken ismiyle çevrilen romanından adapte edilen Waiting for the Barbarians, geniş topraklara dağılmış, hayali bir imparatorluğun 20. asrın başlarındaki Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan yeller taşıyan hudut bölgesinde geçiyor ve burada mahallî yönetten mesul olan barış hâkimine Mark Rylance odaklanıyor.
Zira Albay Joll’un gelişi ile beraber, nereden çıktığı belirli olmayan bir “kaba tehdidi” de baş gösteriyor. Çocuk yaştaki yeğeninin iyileşmeyen yarasına çare tespit etmek için kente girmeye çalışan bir çoban, bir anda İmparatorluk’a karşı ayaklanma hazırlığında olan bir vahşiye dönüşüveriyor. Adapte Edildiği roman gibi Ciro Guerra’nın filmi de, iktidarların istediklerini elde etmek için hayali düşmanlar, tehditler üretme mevzusunda ne kadar yaratıcı, ne kadar istekli olabileceğini gözler önüne seriyor.
Joll ve adamları istediklerini alıp kentten böldükten sonra sanki bu kara kirden kurtulmak istercesine yaşananlara dair tüm izleri silmeye çalışan Barış Hâkimi, bir müddet sonra caddede yalvaran bir bayanla Gana Bayarsaikhan karşılaşıp, onun maruz kaldığı eziyetleri ve üzerinde bıraktığı izleri bakınca, seyirci kaldığı insanlık kabahatleriyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Bu yüzleşmenin yarattığı farkındalık, onu İmparatorluk için baş edilmesi gereken bir karşı, bir tehdit hâline getiriyor.

Waiting for the Barbarians: Düşmansız Var Olamayan Bir Devlet

“Burası sınır, burası hiçbir yer, burada tarih yok.”

Mevsimlere göre dört kısma ufalayan film, buradan hareketle hikâyesini Barış Hâkimi’nin, İmpatorluk’u temsil eden Albay Joll ve türevleriyle karşı karşıya gelmesi üzerinden kuruyor.
İmparatorluk’un azametli üniformalar, sahte ahlaklar ardındaya saklanmış kabalığı ve acımasızlığı, Robert Pattinson’ın canlandırdığı Subay karakterinde beden tespit ediyor.

Waiting for the Barbarians, adapte edildiği romandan efor alan derinlikli hikâyesine karşın, uzun vakit usta kalacak, etkileyici bir anlatı kurma mevzusunda zorlanıyor. 112 dakikalık süresi süresince tempo meseleleri kendisini sezdirirken, ilk başta sözünü ettiğimiz romanların adapte etmeleri gibi Waiting for the Barbarians da ekrana adapte edilmesi efor olguları, vaka örgüsü ve karakterler arasında geçen diyaloglar üzerinden izleyiciye aktarma mevzusunda cılız kalıyor.
Ciro Guerra’nın yönetimi ve Jacobo Quadri’ye itimat edilen kurgudaki bazı aksaklıkları bunda hisse sahibi olsa da, film süresince karşımıza çıkan meselelerin hakikat mesulünün J. M. Coetzee tarafından kaleme alınan senaryo olduğu aşikâr. Kendi romanını beyazperdeye adapte eden Pulitzer mükâfatlı yazar, Waiting for the Barbarians ile ilk film senaryosunu kaleme alıyor ve roman yazma mevzusunda tartışılamaz bir maharete sahip olsa da, bir film senaryosu kurgulama mevzusundaki deneyimsizliği Waiting for the Barbarians’ta kendisini açık bir biçimde gösteriyor.
Bu noktada Guerra ve film takımının en büyük kusuru, Coetzee’yi senaryo yazma konusundaki noksanlarını kapatacak bir senaryocu ile bir araya getirmemeleri olmuş diyebiliriz. Coetzee’nin, Sally Rooney’nin Alice Birch ile beraber senaryosunu yazdığı Normal People’da yaptığı gibi yanına deneyimli bir senaryocu alarak imza atacağı bir versiyonun, çok daha iyi netice vereceğini düşünmemek elde değil.

Waiting for the Barbarians, yer yer ihmal eten temposunu ve adapte edildiği roman kadar tesirli olmayan hikâyesini, Oscar mükâfatlı Chris Menges’in harika bir iş ortaya koyduğu görüntü yönetimi ve başrol oyuncularının etkileyici performansları ile karşılama etmeyi başarıyor.
İki oyuncunun ekranda toplandığı kareler, filmin izlemesi en neşeli anlarını oluşturuyor. Son senelerde doğru film seçimleriyle etkileyici bir kariyer çizen Robert Pattinson için aynı şeyi açıklamaksa pek muhtemel değil.

Waiting for the Barbarians, tüm hatalarına, eksikliklerine karşın, Ciro Guerra’nın görüntü rejisörü Chris Menges’in desteğiyle yarattığı etkileyici kareleri ve Rylance ile Depp’in galibiyetli performansları ile pandemi sebebiyle yeni filmlere hasret kaldığımız bu senenin bakılmaya değer filmlerinden biri olmayı başarıyor.