'BAŞIMIZA NE GELDİYSE TOP YÜZÜNDEN'

0

İşte o röportaj;

“Belediye takımlarına yapılan harcamalar çok yanlış. Çünkü imkanları büyük takımlar kadar. Her şeyi yapabilecek tesislere sahipler. Bir futbolcuya ödenen parayla yüzlerce oyuncu yetiştirebilirler”

* Belediye takımlarının Süper Lig’de yer almasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Belediye takımlarına yapılan harcamalar çok yanlış. Tabii bir de bu harcamaların emekçilere yansımaması söz konusu. Belediye takımlarının yapacağı çok şey var aslında. Çünkü imkanları büyük takımlar kadar. Onlardan bile iyi durumda. Çünkü seyirci baskısı yok. Yönetim sorunu yok. Her şeyi yapabilecek tesislere sahipler. Bence fabrika gibi üretici takımlar olması lazım. Transfer yapmalarına ihtiyaç yok. Kendi oyuncularını kendileri yetiştirebilirler. Hatta bütün takımlara oyuncu pazarlayabilirler. Ama bunlar yapılmıyor. Derece için
mücadele yürütülüyor. Onun için de çok para gerekiyor, oyuncu transferi gerekiyor.

‘Son vurgun için…’

Çok daha az paraya, daha sempatik bir takım yaratılabilir oysa. Tesis var, malzeme var, potansiyel çok. Oyuncuların hem okul eğitimlerini, hem de futbol eğitimlerini sağlayabilecek koşulları oluşturabilirler. Kaynakların bu şekilde kullanılması daha doğru olur. İçi geçmiş, son bir vurgun yapmak için takıma gelen yaşlı futbolculara para yağdırıyorlar. Oysa bir futbolcuya ödenen parayla yüzlerce oyuncu yetiştirebilirler. Başarı dereceyse ona da daha kolay ulaşılabilirler. Malesef bu düzenin sporu bu. Ve bunu değiştirmek için kazandığımız paraya bakmıyor, her alanda mücadele ediyoruz.

Yetiştirmek önemli! Ya teknik direktörlük?

Teknik direktörlük konusunda çok daha iddialıyım ve çok daha başarılı olduğumu düşünüyorum. 1 sezon görev aldığım bütün takımlar ya benim dönemimde ya da benden sonra muhakkak şampiyon oldu. Ve şampiyonluk bence yarım kalmış bir başarıdır. Bir takımın üretim de yapması gerekir. Beni asıl sevindiren de bu üretim konusu. Yetiştirdiğimiz oyuncular sayesinde futbol benim için daha tatminkar oldu. 

‘Dayak bile yedik’

 Geçen sezon Sarıyer’deyken taraftarların saldırısına uğramıştınız. Ne oldu orada?

Bunca yıldır bu camia içindeyim ilk defa başıma böyle bir şey geldi. İnsanlar birbirine karşı öyle öfkeli ki, yapacaklarının sonuçlarını düşünmüyor maalesef. Kimsenin birbirinin görüşüne saygısı kalmamış. Bizim Kaleci antrenörü Erdal, Kobane’deki IŞİD saldırısına karşı internette paylaşımda bulunmuş. İnsanlar nasıl doldurulduysa, Erdal’ı görmek için tesise gelmişler. Görmek dediğime bakma! Ben de ortamı yatıştırayım diye gittim, dayağı yedim. İyi ki ben gitmişim, Erdal çıksa neler olurdu, bilmem. Ucuz atlattık. Top yüzünden dayak da yedik, anlayacağın. Ne geldiyse başımıza, top yüzünden geldi zaten.

‘Kulüplere dur denmeli’

Kulüplerin sürekli teknik direktör değiştirmesinde antrenörler mi, kulüpler mi suçlu?

Hem antrenörler, hem kulüpler suçlu. Yasalar da uygun değil. Bir antrenör yılda ikiden fazla takımda görev alamazken kulüpler istediği kadar antrenör çalıştırabiliyor. Kulüplere de kısıtlama getirilmeli. Böylece onlar da daha iyi antrenör seçerler, ister istemez antrenörlere daha uzun zaman tanımak zorunda kalırlar. Teknik direktörlerin de sözleşmelerini daha sağlam yapması lazım.

‘Dernek sesimiz değil’

Por lisans kursuna giderler hep elit teknik direktörler…

Pro-lisans kursuna giden antrenörlerden çok para alınıyor. Çalışmayan bir hocanın bu parayı ödemesi zor. Elit antrenörlerin ödemesi sorun değil. TÜFAD (Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği) var, sözde bizim sesimiz olmak için. Ama değişeceğini sanmıyorum. Oradaki eğitimde de yanlışlar var. Beni hiç kimse o konuda ikna edemez. Futbola aykırı şeyleri dayatıyorlar.

‘Zorla konuşturmasınlar’

Maçtan sonra kan beyne sıçramışken açıklama yapıyor oyuncular ve teknik direktörler…

Maçtan sonra mikrofonu uzatıyorlar ve konuşma yapmazsanız ceza geliyor kulübe. Arkamızdaki duvarda bir sürü sponsor var. Herkes para kazanıyor. Konuşmayı yapan ben ve futbolcularım ise hiçbir şey kazanmıyor. Orada yanlış şeyler de söylenebiliyor maçın stresiyle. Gazeteciler de provoke ediyor. Bir sürü antrenör ve sporcu da bu konuda tuzağa düşüyor. Ben orada konuşmak istemiyorum. Konuşmazsan ceza var, konuşursan ödül yok. Ama konuşmaya mecbur edilmek kötü.

‘Futbolcu değil hoca oldum’

* Futbola nasıl başladınız?

1975’te Fenerbahçe amatör takımında futbola başladım. Libero, orta saha oynuyordum. 77’de profesyonel oldum. 3 sene Fenerbahçe’deydim. Ama o dönemin futbolcularının yanında pek forma şansı bulamadım. Bir yandan da Teknik Üniversite’de okuyor olmam futbolumu engelledi. Açıkçası futbolculuk konusunda pek hırslı ve iddialı da değildim. O dönemin yıldızları Alparslan, Cemil gibi futbolcularla oynamak bana yetiyordu. Yani profesyonel kadroda amatörce, zevk için mücadele ediyordum. Onun için futbolculuğum pek parlak sayılmaz. Biraz da okul engelledi futbolculuğumu. Futbol da okulumu engelledi. Okulu çok geç bitirdim. İkisinin de olumsuz yönde birbirine etkisi oldu.

Fanatik

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here