57. Antalya Altın Portakal Film Festivali Günlükleri: Kar Kırmızı & Ölü Ekmeği

Takip Et:
57. Antalya Altın Portakal Film Festivali Günlükleri: Kar Kırmızı & Ölü Ekmeği
57. Antalya Altın Portakal Film Festivali Günlükleri: Kar Kırmızı & Ölü Ekmeği

57. Antalya Altın Portakal Film Şenliği’nin Milli Müsabaka kısmında ilk gün Atalay Taşdiken imzalı Kar Kırmızı ve Reis Çelik’in yazıp idarediği Ölü Ekmeği filmlerinin gösterimleri yapıldı.

Kar Kırmızı

İlk iki uzun metraj filmi Mommo – Kız Kardeşim ve Meryem ile yurtiçi şenliklerde ismini duyuran Atalay Taşdiken’in yeni filmi Kar Kırmızı, takribî sekiz sene cezaevinde kaldıktan sonra memleketine dönen Yusuf’un hikâyesini anlatıyor.
Fakat Mehmet Akılda’nın canlandırdığı bu ana karakter, bir yandan da kendisine kurulan kumpasın izini sürer. Bu bağlamda Kar Kırmızı’nın bir cins intikam hikâyesi olduğunu açıklayabiliriz.

Çekimleri Kars’ta yapılan film, bu bölgenin ehemmiyetli coğrafi özelliklerinden olan karı anlatısının bir parçası, ilk başta pozitif duygular uyandırsa da makûslukların üstünü kapatan bir örgü minvalinde bir metafor olarak kullanmak istiyor belirli ki. Ama bu anlamı sinematografik olarak yaratamayan Taşdiken, bu görüşü bir karakterin aracılığıyla dile getirmek gidişatında kalıyor.
Fakat Kar Kırmızı ile alakalı açıklayabileceğimiz negatiflikler bununla da sınırlı değil. Çünkü karşımızdaki şiddet dozajı her geçen dakika çoğalıyor gibi görünen bir intikam hikâyesi iken bunun yaratacağı gerilim filmin hiçbir noktasını sezilemiyor; taşrada ve kar altında geçen bir şiddet helezoniyi anlatısı Fargo ya da Arapsaçı – The Big White gibi yapımları andırdırtmanın ötesine geçemiyor. Müzik seçimleri ve cinayetlerin belli motiflerle işlenmesi üzerinden western janrına yaklaşıyor Kar Kırmızı.
Erkeklerin bayanlar hakkında ahkâm kestiği, onların üzerinde kurduğu tahakkümü erkeklerin mağduriyetleriyle sebepselleştiren; polisiye damarın hiçbir noktasında çalışmadığı -özellikle Yusuf’ın peşindeki jandarma eforlarının eksikliğine burada bir parantez açmak gerek-  bir yapım olan Kar Kırmızı Milli Müsabaka’daki daha ilk filmle yerli sinemamız hakkındaki negatif düşüncelerimizi pekiştirir kalitede.

25/100

Ölü Ekmeği

Türkiye sinemasının tecrübeli rejisörlerinden Reis Çelik, yeni filmi Ölü Ekmeği’nde kamerasını kaybolmakta olan bir millet geleneğine, âşıklığa çeviriyor.
Bir de kendinden yaşça büyük bir kıza gönlünü kaptırır.

Film, Mustafa’nın hikâyesini takip etmeye başlamadan evvel donmuş bir göl üzerinde duran bir elmaya ve onu bakan iki şahsa odaklanan bir sahne ile açılıyor. Birisi âşık olan bu iki adamın, o elmanın neden orada olabileceğine dair us yürütmelerinin ardından anlatı Mustafa’yı takip etmeye başlıyor ve elmanın hangi vakalardan sonra, neden orada olduğunu açıklayan Mustafa’nın hikâyesi ile birleşiyor.
Öyle ki filmdeki kuraklık sorunu son tahlilde rastgele bir düzleme oturmuyor, Mustafa ve ustası arasındaki diyalogların aşırısıyla “öğretici” tınlaması da izlediğimizin âşıklık geleneği hakkında bir televizyon dokümansalı olup olmadığını denetletiyor. Bu noktada filmin bir âşık atışması da kapsayan sekansının bu mevzulara dair evraksal kaliteyi taşıması açısından bedelli olduğuna dair ufak bir parantez açılabilir. Reis Çelik’in evvelki filmlerinde de olduğu gibi inanılmaz ögeler de kapsayan anlatı, hem ilgilendiği mevzuların yakınlığı hem eş görsel dili hem de anlatının bir meyve üzerinden şekillenmesiyle Sergey Parajanov’un filmlerinin aşırısıyla daha önceki bir varyasyonuna dönüşüyor ve bir noktadan sonra ne yazık ki sabır güçler bir hâl alıyor.

30/100

.