57. Antalya Altın Portakal Film Festivali Günlükleri: Gelincik & Dersaadet Apartmanı

Takip Et:
57. Antalya Altın Portakal Film Festivali Günlükleri: Gelincik & Dersaadet Apartmanı
57. Antalya Altın Portakal Film Festivali Günlükleri: Gelincik & Dersaadet Apartmanı

57. Antalya Altın Portakal Film Şenliği’nin Milli Müsabaka kısmının beşinci gününde Gelincik ve Dersaadet Apartmanı filmleri seyirciyle buluştu.

Gelincik

Rejisörünün evvelki çalışmalarından hareketle bu seneki müsabakanın en büyük sürprizi olduğunu açıklayabileceğimiz Gelincik; görevinden ufalamış, artık uysal bir yaşam sürmek isteyen daha önceki polis Ayhan’ı takip ediyor.
Bu dönemde ülkenin “saadeti” için işlenen insanlık kabahatlerinin oyuncularından biri konumundaki polis üzerinden geçmişe bakıyor. Velhasıl film, mevzubahisi karanlığın yalnızca bu dönemle kısıtlı olmadığının, hâlihazırda eş şeyler yaşandığının da farkında. Gelincik’in en büyük artısı bu geniş zaman aralığına iyi bir senaryo fikriyle hâkim olabiliyor olması ve buradan siyasi bir söz üretebilen eforlu bir psikolojik gerilim çıkarabilmesi.
Fakat filmde bu sıkı anlatı ve atmosferin de esnemediği anlar yok değil. Örneğin Ayhan’ı beraber çalıştığı takımla bir arada baktığımız sahneler, Gelincik’in genel karanlık yapısının dışında kalıyor. Ayhan ve ormanda karşılaştığı, Ahmet Mümtaz Taylan tarafından canlandırılan karakter arasındaki etkileşim pek çok noktada gayet iyi kurulmuş ama benzerini tüm karakterler için açıklamak olası değil. Ayhan’ın, vaka örgüsü açısından çok ehemmiyetli bir yerde duran eşi buna örnek olarak gösterilebilir.
Bunun gibi birtakım meselelerine karşın Gelincik, Türkiye sineması içinde eşine hasret kaldığımız kayda değer bir cins filmi.

60/100

Dersaadet Apartmanı

Dondurmam Gaymak‘ın yapımcılığını yapan Tankut Kılınç’ın idarediği ilk uzun metraj filmi Dersaadet Apartmanı, günümüz Türkiye’sinin en ehemmiyetli sorunlarından kentsel değişimi kendine tasa ediniyor.
Fakat film teknik anlamda öylesine büyük bir fiyasko ki ele aldığı sorunun zerre ehemmiyeti kalmıyor. Görüntü idaresinden kurguya, oyunculuklardan ses tasarımına, senaryodan müzik kullanımına bir sinema filminin hemen hemen tüm unsurları açısından, kabul edilemez bir seviyede Dersaadet Apartmanı. Hele ki bir film şenliği için… Ne filmin sepya tonlarındaki renk paleti bir anlam taşıyor ne senaryo coşku verici bir ayrıntı barındırıyor. Birbirine aşırısıyla benzeyen ve hiçbir biçimde kotarılamamış sahneler, böylesi bir tonsuzluk anıtı arasında bakınca kahkaha atmamanın güç olduğu düş sekansları ve mucizevi ögeler de cabası… Bu hâliyle ancak eksiklikleriyle efsaneleşebilecek, kültleşebilecek, hatta “o kadar makûs ki harika” etiketine sahip olacak bir yapım olma potansiyeli taşıyor.