Kültür ve Sanat

57. Antalya Altın Portakal Film Festivali Günlükleri: Çatlak & Flaşbellek

57. Antalya Altın Portakal Film Şenliği’nin Milli Müsabaka kısmının son gününde Fikret Reyhan’ın yazıp idarediği Çatlak ve Derviş Zaim imzalı Flaşbellek filmleri seyirciyle buluştu.

Çatlak

İlk filmi Sarı Sıcak’la noktaya değinip çoğu zaman mükâfat kazanan rejisör Fikret Reyhan, ikinci uzun metrajı Çatlak’ta İngiltere’de çalışırken bir dostundan yüklü ölçüde borç alan Fatih’in ailesinin evine, daha doğrusu akrabalarıyla beraber yaşadıkları apartmana misafir ediyor seyirciyi.
Fakat Reyhan, Çatlak’ın anlatısının esasını borcun ödenip ödenmeyeceği gibi bir merak unsurunu dayamıyor. Bu vaziyeti ülkenin geneline; ahlaki, ekonomik ve cemiyetsel yapısına dair enfes tespitler yapmak için kullanıyor.

Çatlak’ın çok büyük bir kısmı minik bir apartmanda geçiyor ve bu apartman da gayet kalabalık sayılabilecek bir ailenin hayat alanı. Kısıtlı bir mekânda kalabalık bir topluluğu anlatının içine sürüklemek ve buradan eforlu karakterler yaratmak mevzusunda Reyhan’ın kamerası muazzam bir iş çıkartıyor.
Bütün bu noktada şunu belirtmekte fayda var: Çatlak çok konuşkan bir film ama neredeyse boşa kullanılmış tek bir repliği dahi yok. Olan bitenle doğrudan ilgili görünmeyen; vantilatörün getirilmesiyle, çayın servis edilme usulüyle, ailenin uyum kaynağı gidişatındaki minibüsün etrafındaki gençlerle alakalı ayrıntılar, bu coğrafyanın, özellikle de filmin odaklandığı orta-alt sınıf aile yapısına dair çok derinlikli bir yapının kurulmasına neden oluyor. Filmin metinsel yoğunluğu ve bu metni ustaca takip eden kamerası, yeniden Fikret Reyhan’ın imzasını taşıyan kurgusuyla birleşince ortaya – Cristi Puiu’nun Sieranevada’da kurduğunu anımsayan ama onu hatasız biçimde mahallîleştirebilen – mükemmel bir ritim ve sinema dili çıkıyor.
Fakat bu film, o ülkenin meseleleriyle ilgilenir gibi görünürken, kendi ülkesinin meseleler hakkındaki siyasetinin sancak taşıyıcılığını yapıp bunun için her gün hayatını yitirme riskiyle karşı karşıya olan insanları birer taşıt gibi kullanıyorsa bu kabul edilebilecek bir şey değil. “Ustalığı” artık tartışılmaya açılması gereken, hatta bunun için geç dahi kalınmış olan Derviş Zaim, yeni filmi Flaşbellek’le Suriye savaşına odaklanır gibi yaparken, mevcut hükûmetin Suriye siyasetini yine üretiyor, onu pake sürüklemeye çalışıyor ve bu ülkede Suriyeli sığınmacıların nasıl bir cemiyetsel baskı altında yaşadığından habersiz gibi Türkiye’yi yeni bir yaşam olasılığı, bir kurtuluş noktası olarak gösteriyor.

Asıl bir vakadan esinlenerek yaratılmış Flaşbellek, bir çatışma esnasında yaralanmasının ardından konuşma yetisini yitiren bir askerin masa başı bir misyona ceddilmesiyle yaşanan gelişmeler üzerinden bir kaçış hikâyesi anlatıyor.
Fakat bir noktadan sonra bir parçası olduğu bu cefaya sabredemeyip karşı pozisyonuna geçiyor ve hem yeni bir yaşama başlamak için hem de sürüklediği resimleri tüm dünyanın bakabilmesini sağlamak için eşiyle beraber Türkiye’ye doğru bir serüvene atılıyor. Flaşbellek, bu kaçışa neden olan mevcut gidişatı, birbirine çok benzeyen sahnelerle tanım ettikten sonra daha çok kaçış kısmına ve bunun yaratacağı “yaşamda kalma” serüvenine odaklanmak istiyor.
Savaşa ve olan bitene bakışı iyiler-makûslar üzerinden, oldukça sığ bir yerden kurulan Flaşbellek, gri alanı babacan bir IŞİD’li terörist üzerinden yaratmak gibi akla hayale sığmayacak bir atak yaparak, siyasi olarak daha vahim bir yere savruluyor. Hem siyasi olarak kabul edilemeyecek derecede meseleli hem de sinema şöhretine en küçük bir coşku verici yanı olmayan bir yapım Flaşbellek.

15/100

.

İlgili Haberler

Başa dön tuşu