TÜRK FUTBOLUNUN GELECEĞİ BU MASADA

Menacerlik müessesesi Türk futbolunun hep başrolünde. Çabuk zengin olma yolu olarak görülen mesleklerin başında.

Bir-iki sükseli transferle gündeme damga vurup bir daha esamesi okunmayanların sayısı yüzlerce. Kendini bu işe gerçekten adamış; parayı değil, emanet aldığı hayatı gerçek anlamda yönetmeyi, yani yaptığı işe emek vermeyi düşünenlerin sayısı ise bir elin parmağını geçmez. FANATİK olarak bu işi hakkıyla yapan, portföyündeki oyuncuların hemen hemen hepsi ülke futbolunu ileride Avrupa’da temsil edebilecek potansiyele sahip Footalent’a konuk olduk. Mehmet Topal, Selçuk İnan gibi ülke futbolunun önemli yıldızlarının menacerliğini yapan Batur Altıparmak ile; Salih Uçan gibi bir potansiyelin parlamasında önemli rol oynayan Ömer Uzun’dan bu işin inceliklerini dinledik.

‘Selçuk ve Topal’la başladım’

Söze Batur Altıparmak başladı ve iki ismin bir araya geliş sürecini anlattı: “Ben bu işe 2001’de başlamıştım. Kafamda da hep şu vardı, Türkiye’de genç oyuncular iyi yönlendirildikleri takdirde ileride iyi şeyler yapabilir. Bu işe başladığımızda dört beş tane üst düzey oyuncuyla anlaştık. Geriye kalan hepsi 18 yaş altı oyunculardı. Bunların içinde Selçuk İnan, Mehmet Topal, Caner Erkin gibi oyuncular var. 2009’da Ömer ile tanıştım. Ömer’in de düşüncesinin aynı olduğunu gördüm. Biz on tane oyuncu çıkaralım 8 tanesi başarılı olur. 12-13 kişilik ekibimiz var. Bu iş gerçek bir ekip işi.”

‘Enes’in mutluluğu yeter’

Tam da burada Ömer Uzun girdi araya ve tek düşüncelerinin Türk oyuncuları Avrupa’ya taşımak olduğunu söyledi: “Özellikte yurt dışına yönelimimiz var. Türkiye’deki gençlerin yurt dışı potansiyeli yüksek. Biz işin zor tarafını seçtik. İşin maddi boyutu tabii ki önemli, ancak manevi boyutu daha önemli. Mesela Enes Ünal’ın yükselişi, yurt dışına çıkması bizi mutlu ediyor. Büyük bir haz alıyorsun. Nereden nereye geldiklerini görmek ve birlikte o süreci yaşamak işin biraz daha mücadeleci tarafı. Hizmet tarafı çok daha zor. “

‘Salih ve Enes’i dünya izliyor’

“Gençleri dev kulüplere yakından izletiyoruz, onlara diğer takımlar hakkında da bilgi veriyoruz. Türk futbolundaki her gelişme değerli, Arda transferine en çok biz sevindik. Salih ve Enes’i de dünya izliyor”

Ömer Uzun: “Kullandığımız programlar çok önemli. Örneğin İngiltere’deki bir çok kulüp buraya geldiklerinde çok güzel bir şekilde ağrılıyoruz. Sıkça geliyorlar. Özellikle bakıldığında üst düzey kulüpler değişen global futbol çerçevesinde ülkelerdeki iyi oyuncuları kaçırmamak için yarışıyorlar. Zaten şu an gelişen teknoloji ile bunlara rahatça ulaşabiliyorlar. Bazen biz de öneriyoruz, ısrar ediyoruz. Bu işin içinde olduğumuz için yıllardan beri güveniliyoruz zaten. İspanya, İngiltere, Fransa, Almanya hepsiyle iyi ilişkilerimiz var.”

‘Türkler dezavantajlı’

“Türkiye çok iyi değil bu anlamda. Biz bunun savaşını veriyoruz bir bakıma. Mesela Enes Ünal’ın transferi burada çok büyük bir transfer başarısı. Çünkü İngiltere’de çalışma izni alamıyorsunuz. Yani çok ciddi bir yetenek olmadıkça İngiltere oyuncu almıyor. İş pasaport kısmına gelince Alman futbolcuya daha dikkat ediyorlar mesela. Salih transferi de aynı şekilde çok zor bir transferdi. İtalya’da da işler bu şekilde işliyor. Türk futbolcuların bu yüzden dezavantajı var. Yurt dışındaki oyuncularımız iyi olursa Arda istikrar sağlarsa, Enes ve Salih oynarsa ben dışarıdaki ön yargıyı kırarız diye düşünüyorum.”

‘EURO 2016 fırsat’

“Uluslararası her turnuva bizim için bir fırsattır. Bakıldığında Türk futbolcularının transfer süreçleri hep bu turnuvalarda oluyor. Avrupa Şampiyonası, Dünya şampiyonası veya Avrupa platformlarında oynamalarıyla oluyor.”

‘Sanal arkadaşlıklar’

Batur Altıparmak: “Futbolculara hep şunu söylerim; Futbol sanal bir oyundur. Özellikle bir yerlere geldiğinizde etrafınızda sanal arkadaşlıklar olur. Futbolculuk kısa bir kariyer, 30-35 yaşına kadar oynayabiliyorsun. Bu aralıklarda ne yapabilirsen maddi manevi onun meyvesini topluyorsun.”

‘İşin püf noktası’

“Ben hep şunu düşünüyorum menacer ne iş yapar? Bütün kulüplere inandırmalı kendini bir menacer. Ama lafla değil tabi ki. Oyuncunun  futboluyla, performansıyla eğer inandırırsanız iyi bir menacer olursunuz.”

‘Sadece Arda yetmez’

Batur Altıparmak: “Türkiye’de herhangi bir genç oyuncu diyelim ki değeri 2-3 milyon Euro. Yurt dışından birisi istiyor adama diyorsun ki değeri 15 milyon Euro. Adam diyor ki ben 15 vereceğime buraya, gider Fransa’ya Almanya’ya daha ucuza daha çok oyuncu alırım. Bu sefer beklenti de normalden fazla oluyor. Baktığımızda kaç tane futbolcumuz yurt dışında başarılı oldu. Bir iki tane. Arda başını çekiyor şu an işte. Önemli olan tutunması… Barça’ya gitmesi çok iyi ama bir tane oyuncuyla olmaz bu. Çoğaltmamız lazım.”

‘Galatasaray, Burak’ı bırakmadı’

Batur Altıparmak: Eğer bir tarafta yabancı futbolcular serbest bırakılıyorsa diğer tarafta da Türk futbolculara bir teşvik yapılanması olmalı. Şu anda genç oyuncuların işi daha çok zorlaştı. Ben bir örnek vermek istiyorum. Burak Yılmaz’ın değeri 13-14 milyon Euro. Galatasaray senelerdir bırakmadı. Adam yerinde sekiyor. Bırak gitsin oynasın Avrupa’da. Kendini aşsın.”

İki kritik soru!

Nasıl keşfediyorsunuz? Yıldız olma aşamaları neler?

Batur Altıparmak: “Burada bir ekip çalışması var. Ayrı ayrı konular için farklı departmanlarımız var. Oyuncuları teknolojiden yararlanarak araştırıyoruz. Bir kulüp gibiyiz. Canlı izledikten sonra belli bir aşamaya geliyoruz. Karar aşamasında da gerek oyuncuyu gerekse ailesini tanıma sürecine giriyoruz. Ekip olarak bunun kararını veriyoruz. Bu yolculukta, teknik gelişimi, kişisel gelişimi ve özel hayat kontrollerine doğrudan katkıda bulunuyoruz.”

‘Yabancı dil öğretiyoruz’

Oyuncularınızın eğitimine katkınız hangi düzeyde?

Batur Altıparmak: “Okul eğitiminde çok fazla olaya el atamıyoruz. Orada iş sistemde bitiyor. Çocukları okul takımlarına alıyorlar, parmak kaldırmadan sınıf geçiyorlar. Öyle bir şey olmamalı. Futbolculara bir müfredat ayarlanmalı. Başarıyı yakalayan fubolcularımıza yabancı dil takviyesi uyguluyoruz. Biz olabildiğince yönlendiriyoruz. Yurt dışına giden oyuncularımızın çoğu gitmeden önce yabancı dil öğrenmişlerdi.”

RÖPORTAJ: Ömer Necati Albayrak – FOTOĞRAFLAR: Ceylan Çetin

Fanatik